Hep hayatı o kadar da sevmediğimi düşündüm durdum. Beni bu fikre iten ana sebep, aynı zamanda kendimi bir parçası hissettiğim, seküler, aydın, şehirli, middle class’ımız tarafından omuzlarıma yüklenen, hayatı yaşamak adlı toplumsal görevimdi. Ne olduğu sorulduğunda önce bir duraksamayla karşılaşılan, sonrasında ise konsere gitmek, arkadaşlarla gezmek, mekanlarda oturmak gibi oldukça sıradan aktivitelere referans verilen bir oluş hali. Pek çoğu için görevden öte bir eğlence. Oysa ben kalabalık ve gürültülü ortamları, debdebeli eğlenceleri hiç sevmedim. Nice zaman yalnız başıma turlarken, evimde otururken bende bir sorun olduğunu düşündüm durdum. Bir türlü içimde bu kutsal görevi yerine getirme isteğini bulamamamın sebebinin, aslında hayatı sevmemem olduğu kanısına vardım. Yıllar içinde buna kendim ikna oldum, arkadaşlarımı ikna ettim. Ölümle ilgili konuşmalarımızda ölümden korkanların korkularına bakıp benim kabullenişimi hayatı sevmeyişime bağladım ve tekrar tekrar ikna oldum.
Yakın zamanda bir dönüşüm geçirmeye başladım. Belki ilk gençliğin artık bitiyor olmasından belki bir başka sebepten, bilmiyorum. Aylar önce okuduğum birkaç çok iyi kitaptan ve dinlediğim birkaç çok iyi şarkıdan sonra yaşamaktan haz duyduğumu hissettim. Şüphesiz ilk defa hissetmedim bu duyguyu ama onu ilk defa her an duyulan sıradanlıktan ayırdım.
Sanırım belli değişmezler olabileceğini kabul etmekle birlikte her birimizin sevgi dilinin başka olduğu makul bir düşünce. Kimi için sevgi sanki bir şeyi görmeye çalışırcasına gözleri gözlere dikmekle, kimi için bir türlü bakışlarla denk düşememekle görünür. Kimi için coşkulu aşk sözcükleri, iltifatlar, kimi için hiçbir şey söylemeye gerek bırakmayacak güvenli bir sessizlik sevginin katıksız ifadesidir. Bazılarımız heyecanla bazılarımız, huzurla uyanırız. Hayatımıza heyecandan ileri gelen bir sabırsızlık yahut sabırla tezahür eden bir güven hakim olabilir. Bu sevgi hallerinden kimi sağlıklı, kimi sağlıksız görülebilir ancak birbirini dışlamasına rağmen rahatlıkla ikisini de sağlıklı bulacağımız pek çok sevgi ifadesi bulabiliriz.
Elbet sabitlerimiz de vardır. İster aşk, ister arkadaşlık bağı, ister yoldaşlık, sevginin bağlamı ne olursa olsun en evrensel ifadeleri anlama ve tanıma isteğidir. Sevilen şey merak edilir. Tüm ruhuna nüfuz edercesine tanınmak, bilinmek ve nihayetinde anlaşılmak istenir. Bu bir art niyetten değil, çocukça bir meraktan, daha büyük fedakarlıklar yapmak, emekler vermek istemekten ileri gelir. Belki her fedakarlık yapılan şey sevilmiyordur ancak fedakarlık yapmadığımız şeyi sevmediğimiz kesin gibidir. Aynısı emek için de geçerli değil midir? Bizim için emek veren birinin bizi sevdiği makul bir düşünce değil midir? Hatta Erich Fromm’a göre sevme eyleminin kendisi bile insana doğuştan verili bir yetenek değildir. Sevmek ve sevilmek marangozluk zanaati gibi emek verilerek öğrenilen, edinilen bir beceridir. Yani sevgi göstergesi olarak emek ve emeğin bir sonucu olarak sevgi mümkündür.
Öyleyse insani sevgi tespitinde geçerli gördüğümüz bu semptomlar hayat sevgisi teşhisinde de kullanılamaz mı? Söz gelimi sevdiğimiz insan birlikte eğlendiğimiz insan mıdır, yoksa anlamaya çalıştığımız insan mı? Evrensel sevgi sabiti hangisidir? Hangisi sevginin değişken, bireysel ifadesidir?
Uzun zaman bu içedönüklüğün, duygusal umarsızlığın, toplu eğlencelerden hazetmemenin hayatı sevmememle ilgili olduğunu düşündük sevdiklerimle. Oysa artık anlıyorum ki benim hayata karşı sevgi dilim farklı. İyi bir kitap okuduğumda, Bob Dylan çığırdığında, kediyle bakıştığımda, yemyeşil paraketler penceremin önünden geçtiğinde, çok neşeli ya da çok sessiz bir insanla tanıştığımda, bir maymunun kuyruğunu nasıl savurduğunu veya insanların neden hırsızlık yaptığını öğrendiğimde, yani hayatı biraz daha keşfettiğimi, onu biraz daha anladığımı ve ona biraz daha yaklaştığımı hissettiğim anlarda ona karşı duyduğum sevgiyi buluyorum. Şüphesiz konserde zevkle hoplamak da hayatla bir ilişkilenme biçimi. İnsan sevdiğiyle eğlenmek de ister. Ama tek biçimi değil. Ben sevgimi böyle ifade etmiyorum. Bu bağlamda en fazla sıkıcı bir insan olabilirim. Varsın olayım. Hayatı seviyorum.