Aylar önce bir şey yazmaya başladım. Başta ne idüğü belirsiz bir hikaye parçası, bir betimleme denemesiydi. Huşu içinde yazılan ağdalı, uzun cümleler, tüm duyulara hitap eden cilveli benzetmeler, kalemimden kağıda taştı. Bir edebiyat dehası olabileceğime dair umut öyle olduğum ilizyonuna dönüşmeye başlarken, birkaç parlak fikir, birkaç hoş düşünce bu kimliksiz parçaya eklenip bir hikayeye, dahası bir derdi olan, oldukça orijinal bir hikayeye dönüşme potansiyeline kavuştu. Önce bir bloga yazılması gereken, sonra yazılabilecek uzunluğu aştı. İterasyonlar ve redaksiyonlar yapıldı. Üstündeki tüm tozlar temizlenince ortaya bir tezek yığını çıktı.
Kendimi bildim bileli yaşadığım bir durumun yine tesiri altındayım. Ne yazarsam yazayım satırlarımın arasına sinmiş yapmacık bir duygusallık gözüme çarpıyor. Bu cılk yalancılıktan kaçmaya çalıştıkça kelimelerin ona daha da bulaştıklarını, artık hepten görünür olduğunu fark ediyorum. Bir çırpıda yazdığım cümlelerin içinde bulunan bu sahtekarlığı söküp atmaya çalışmak, bu çabanın başarıya ulaşmak şöyle dursun, sahtekarlığı gizlemeye çalışmanın getirdiği daha büyük bir sahtekarlık duygusu ile beni içten içe kemiriyor.
Sahtekar olmadığımı sanıyorum zira böyle yazmak üzere bir kastım bulunmuyor. “Düpedüz yeteneksizimdir belki.” diye geçiriyorum içimden. Ancak bu yazdıklarımın kalitesiyle ilgili bir açıklama olabilir, haddinden fazla vurgulu duygusallığıyla değil. Neden sonra “Belki de dürüst ama bayağı bir duygusallıktır bu.” diye düşünüyorum. Ancak bu çeşit bir aptallığın ihtimali yalancılıktan daha çok yakıyor canımı.
Kitaplara dönüyorum. Borges, Proust, Çehov bir bir gözden geçiriyorum. Sesimi onlarda da görmek istiyorum. Aynı sesi onlarda da duyup rahatlamayı umut ediyorum. Bulamıyorum. Hesse belki?
Sağda solda gördüğüm amatör şiirler ve hikayelerde rastlıyorum bu arabeske. Hatta sahip olduğumdan çok daha ağır, çok daha yapmacık ve çok daha ucuzlarına. Burada bir şeyler gizli olduğunu seziyorum. Kültürel bir sorun mu bizdeki? Yoksa gençlik mi? Olabilir. Ama hala hepimiz yeteneksiz yahut hepimiz sahtekar da olabiliriz. Belki de yeteneksizlik başlı başına sahtekarlığa iten bir sebeptir. Tıpkı bu satırların arasına gizlenmiş yalan gibi.
Bütün bunları bir ön alma çabası olarak yazıyorum. Benim gözüme çarpan kibirli duygusallığın başkaları tarafından küçümsenmesine karşı bir önlem almak, bunu kendim ifşalayarak eleştiriden kurtulmak istiyorum. Çünkü başkalarında görüneni en çok ben küçümsüyorum.